Aktif oksijen nedir?


vuvu, japon cilt bakim

  • Aktif oksijen vücutta doğal olarak oluşur ve vücudu koruma fonksiyonuna sahiptir.
 Aktif oksijen, vücuttaki diğer maddeleri çok güçlü okside etme etkisine sahip olan oksijendir. Genel olarak, süperoksit radikali, hidroksil radikali, radikalik olmayan hidrojen peroksit ve singlet oksijenlerden ibaret dört çeşidi bulunur. Aktif oksijen, vücutta oksijenin kullanılmasıyla yürüyen metabolizma sürecinde oksijen molekülünün elektron tutmasıyla doğal olarak oluşur. Oksijen alımı varsa kesinlikle aktif oksijen de oluşacaktır. Biz her gün nefes yoluyla çok fazla oksijen alıyoruz ve aldığımız bu oksijenin yaklaşık % 2'sinin aktif oksijene dönüşeceği düşünülüyor.

Aktif oksijen hücre yaşlanmasının en önde gelen kötü bir faktörü olarak bilinse de aslında vücudu koruma etkisine de sahiptir. Yani, Aktif oksijen vücuda nüfuz eden bakteri ve benzeri mikroorganizmaları yok etme işlevi taşıyor. Aktif oksijen beyaz kan hücreleri ve makrofaj gibi bağışıklık sisteminin bir parçası olarak bakterilere saldırır. Ayrıca, enerji üretme mekanizmaları sürecinde biriken hidrojenle birleşerek onu suya dönüştürme ve sonunda vücuttan dışarıya atma fonksiyonu yürütür.

  • Aktif oksijen aşırı miktarda oluşursa, vücudumuzu okside ederek zarar verir.

Aktif oksijen, yukarıda bahsedildiği gibi vücut için çok önemli fonksiyonları yürütmesine rağmen, fazla olduğu zaman normal hücreler ve genlere de saldırarak zarar verir.
Fazla aktif oksijen gerçekten çok zararlı olup, vücut hücrelerini oksitleyerek, yaşlanma, leke, çil, kırışıklıklar ve damar sertliği, diyabet, kanser, Alzheimer gibi bir sürü hastalıklara neden olacağı söyleniyor. 

  •  Aktif oksijenin oluşma nedenleri.

Aktif oksijen metabolizma gibi doğal süreçlerin dışında, aşağıda gösterildiği gibi belirli koşullar altında da fazladan oluşabilir.

Ultraviyole ışınları
Hava kirliliği
Elektromanyetik dalgalar
Tütün
Yoğun spor
Stres
İlaçlar
Egzoz gazı
İşlenmiş gıdalar, gıda katkı maddeleri
Böcek ilaçları
X-ışını (röntgen)…

vuvu, japon cilt bakim

  • Vücudumuzu aktif oksijenden nasıl koruruz?

Vücudumuz aktif oksijenden korunmak için doğal olarak antioksidan enzimi gibi bir savunma sistemi ile donatılmıştır. Ancak, yaş ilerledikçe bu sistemin savunma gücü zayıflar. Aksine, aktif oksijen oluşumu güçlenir ve sonuç olarak hücreleri oksitleyerek vücuda zarar vermeye başlar. Bunun belirtileri olarak kolay üşütme, cildin sertleşmesi, leke, yorgunluk gibi durumlar ortaya çıkabilir. Vücudumuzu aktif oksijenin zararlarından korumak için yaşam tarzımıza dikkat ederek vücudumuzun kendi savunma sisteminin sağlam olmasını sağlamamız ve fazla aktif oksijen oluşumuna engel olmamız, ayrıca vücudumuzu takviye antioksidan maddelerle desteklememiz çok önemlidir. Bu yöntemler aşağıda kısaca özetlenmiştir.

  • Vücudumuzu aktif oksijenden koruyan yaşam tarzı.
Sigaradan uzak durmalıyız.

    Tütün dumanında,  aktif oksijen veya onun oluşumunu destekleyen birçok zararlı maddeler vardır. Onun dışında bu maddeler kana girince, damar sertliğinin nedeni olan oksidatif LDL'nin oluşumuna sebep olur.

    Alkolü fazla almamalıyız.

      Karaciğer alkolü parçaladığında aktif oksijen oluşur. O nedenle alkolü fazla almamaya dikkat etmeliyiz.

      Hafif egzersiz yapmaya çabalamalıyız.

        Güçlü egzersiz yaparken, solunum hacmi aniden artar ve aktif oksijen oluşumunu tetikler. Tersine, yürüyüş gibi hafif egzersizler antioksidan enziminin işlevini güçlendirerek vücudun oksidasyon olmasını engelleyecektir.

        Gönlümüzü ferah tutmaya çalışmalıyız.

          Strese girdiğimizde, kan akışı geçici olarak kötüleşir ve asıl durumuna dönerken aktif oksijen oluşur. Bu sürecin tekrarlanması vücudun oksidasyon olmasına neden olur.UV ışınlarından kaçınmalıyız

          Ultraviyole ışınlarına maruz kalınınca, cilt hücrelerinde bile aktif oksijen oluşur ve bu da leke, çil, kırışıklıklara neden olur. En kötü durumda cilt kanserine yol açacağı söylenir. Hatta erkeklere bile dışarı çıkarken şapka giymek, uzun süre güneş ışığına maruz kalmamaya özen göstermek gibi UV’den korunma önlemleri almaları tavsiye edilir.

          • Vücudumuzu aktif oksijenden koruyan beslenme alışkanlığı.

          Gıdalar çeşitli antioksidan bileşenleri içerir. Örneğin, portakal, acı biber, karalahana, brokoli, kivi, karnabahar, çilek, domates vb. C vitamini, ay çekirdeği, toz acı biber, badem, yer fıstığı, fındık, fıstık, ıspanak, yeşil zeytin, soya fasulyesi vb ise E vitamin açısından çok zengin olup,  C ve E vitaminleri hücrelerin oksidasyonunu (yaşlanmasını) önleme fonksiyonuna sahip olduğundan dolayı "gençleştirici vitaminler" olarak da adlandırılır.
          Bunlardan başka aşağıdakiler de, antioksidan bileşenlerini bol miktarda içeren yiyeceklerdir.
          Kırmızı şarap, yabanmersini, elma, kakao, yeşil çay, yeşilbiber, havuç, kabak, domates, karpuz, fasulye, soğan, susam, sarımsak, lahana, karides vb.

          vuvuvuvu

          İlginç olan, antioksidan maddeler, üç ana besin maddesi (proteinler, yağlar, karbonhidratlar) dışındaki mikro besin maddesi ve pigmentlerde çoktur. Yemek menüsü olarak hep et ve balık gibi ana yemekleri düşünsek de, aslında sebzeler, meyveler, baharatlar, tatlılar, içecekler vb. oksidasyonu önlemek açısından daha önemli bir rol üstlenmektedir. Ayrıca bitkisel gıdaların rengi ne kadar koyu ise o kadar çok antioksidan bileşenleri içerme özelliğe sahip olduğu bilinmektedir.

          Kısacası mümkün olduğunca aktif oksijenin oluşumuna sebep olacak faktörlerden kaçınmak ve yemek seçmeden dengeli beslenmek kendimizi aktif oksijenin zararından korumak için çok önemlidir

          (Dr. Abula Abulaiti)


          Leave a comment


          Please note, comments must be approved before they are published